Tarih boyunca her köşesine methiyeler düzülen, şiirler yazılan, kitaplara konu olan, aşık olunan şehir İzmir ve bir yöresi övülünce başka bir yöresine haksızlık edilen, doğanın pek çok harikasının bir arada vücut bulduğu bu güzel kentin en övülesi ilçelerinden birisi Güzelbahçe…
İzmir’in körfezi en güzel kucakladığı noktalardan birinde yer alan Güzelbahçe, hem doğal güzellikleri hem de tarihi önemi ile kentin en önemli ilçelerinden biri konumunda. Güney ve batı yakasında İzmir’in bir başka güzel ilçesi Urla ile komşu olan Güzelbahçe’yi doğu yakasında ise Narlıdere ve Konak kucaklıyor.
Sakin ve doğayla iç içe bir yaşam denildiğinde İzmir’de akla gelen ilk yerlerden biri olan Güzelbahçe, şehir merkezine yakınlığıyla da ilçede yaşayan vatandaşlara pek çok avantajı bir arada sunuyor.
Çarpık kentleşmeden, trafik keşmekeşinden, şehir gürültüsünden uzakta, 4 mevsim huzur içerisinde yaşanacak bir ilçe olan Güzelbahçe’nin uzun kıyı bandı, ilçe sakinlerine ruhlarını dinlendirebilecek huzurlu yürüyüşler gerçekleştirme imkanını sağlıyor. Tarihi bir mimariden izler taşıyan Güzelbahçe’nin sahil evleri ise, bu keyifli yürüyüşlere bir Ege kasabasının otantik dokunuşunu getiriyor.
Gelişiminin her evresinde denizle iç içe olmanın izlerini taşıyan bu güzel ilçede, balıkçılık da en önemli sektörlerden birisi konumunda. İzmir’in en taze ve doğal balıklarının servis edildiği restoranlarıyla öne çıkan Güzelbahçe, bu özelliğiyle kentin diğer tüm ilçelerinden ziyaretçilerin uğrak noktası oluyor. Güzelbahçe restoranlarında servis edilen taze deniz ürünlerine, Ege mutfağının pek çok lezzeti eşlik ediyor.
İnşaat sektörünün de günden güne geliştiği ilçe, bu alanda planlı ve kentin dokusuna saygılı bir büyüme gösteriyor. Bölgede hayata geçirilen prestijli projeler ilçeye değer katarken, pek çok projede Güzelbahçe’nin muhteşem doğasını tamamlayıcı öğeler de bulunuyor. Özellikle sakin bir hayatı hedefleyen fakat bu hayata giden yolda modern yaşamın avantajlarını kaybetmek istemeyenlerin tercihi olan Güzelbahçe, yeni projelerin ilerlmesiyle birlikte uzun yıllar boyunca İzmir’in göz bebeği olmayı sürdürecek gibi gözüküyor.

İzmir, pek çok anlamda Türkiye’nin yaşamak için yüksek talep gören şehirlerinden birisidir. Sosyalyapısı, coğrafikonumu, refah ekonomisi ve geçmişten günümüze ulaşan kültürel birikimi şehrin talep nedenlerini etkileyen faktörleridir.

Öncelikle İzmir, tatil ve sosyal hayatın birleştiği bir konumu sizlere sunar. Yarımada, koy ve körfezlerden oluşan coğrafyası ile İzmir kıyıları, bireylerin tatil beldelerine rahatlıkla ulaşabileceği bir konuma sahiptir. İzmir’de yaşayanlar dört mevsim boyunca havası ve şehrin sahip olduğu yakın ve kolay lokasyonu ile günübirlik ve hafta sonlarını kapsayan planlar yapabilirler. Mevsimsel olarak özellikle kış aylarında diğer bölgelere göre daha rahat yaşanabilir bir iklime sahiptir. Hal böyle olunca da, İzmir’e yerleşme ve yeni bir yaşam kurma konusunda istek artmaktadır. Peki, bu isteğimizin gerçekleştirilebilir olması için bilinmesi gereken küçük detaylar nelerdir?

Türkiye’de kentleşme oranının en yüksek görüldüğü şehirlerden biri olan İzmir’de yeni bir hayata başlamak için ilk olarak nasıl bir bölgede yaşamak istediğimiz tercihi işimizi daha kolay hale getirecektir. İzmir genel olarak her ilçesinde rahat edilebilir konut projelerinin bulunduğu, sakin ve doğal yaşam tarzı ile diğer şehirlerimize nazaran yüksek yaşam potansiyeline sahiptir.

Eğer yaşam alanı konusunda tercihlerinizi belirlediyseniz; İzmir’de yeni bir hayata adım atmak konusunda en önemli sorunuzun cevabını çözmüşsünüz demektir. Bizden size ufak bir tavsiye; bu saatten sonra yapmanız gereken, dolabınızdaki kıyafetlerinizi gözden geçirmek olacaktır. Kış ayları çok soğuk geçen bir şehirdeyseniz, kalın kıyafetlerinizi, kar zamanı kullandığınız eşyalarınızı sevdiğiniz birine vermeniz gerekebilir. Çünkü İzmir’de yeni bir hayata adım atarken şiddetli geçen soğuk havayı ve yağan karı geride bırakıyor olacaksınız.

Akdeniz iklim kuşağının sahip olduğu yazları sıcak geçen günlerinde serinlik ve rüzgârı hissedeceğiniz sahilleri ve kordon boyunu unutmamanız, yazlık kıyafet seçimini bu faktörlere göre seçmeniz gerekecektir.

Son olarak da eğer hala ‘simit’, ‘çamaşır suyu’, ‘domates’ diyorsanız ve yengen ile başlayan bir cümle size hala garip geliyorsa biraz daha araştırmanızı öneririz. Çünkü yeni adım attığınız hayatınızda simitler ‘gevrek’, çamaşır suları ‘klorak’, domatesler ‘domat ‘ olacak ve yengen bir akrabalıktan çok bir yemek adı olarak kullanılacaktır.

Yeşillendirilmiş Binalar

Günümüzde neredeyse tüm insanlar kentleşmeyi sevmiş durumda. Fakat kentleşmenin vermiş olduğu kalabalıklar ve ses huzursuzluğu insanları birçok sağlık sorunuyla karşı karşıya bıraktığı gibi depresyona da sokuyor. Bu sebepten dolayıdır ki tüm inşaatlar artık kentleşmede hızlanmak yerine yeşillendirilmiş binalara döndürülüyor. Büyük şehirlere yerleşmiş olan insanların bir miktar depresyon durumunu ve sıkıntılarını almak için binalara bahçe görüntüsü veriliyor. Bu binaların etrafında yaşayan insanlar ne şehrin gürültüsünden ne de oksijen yetmezliğinden rahatsız oluyor. Bunun nedeni ise binalarının büyük bir çim alanına benzemesi.
İzmir’de inşaat alanlarında artık büyük bir çalışma yapılıyor tüm binalar yeşillendirilmeye çalışarak büyük şehrin tüm havası doğal hava ile birleştiriliyor. En fazla çatı dekorasyonunda kullanılmakta olan yeşillendirme sistemi çatıya hoş bir estetik de kazandırıyor. Yani yüksek katlı bir binada oturuyorsunuz fakat piknik yapacak bir bahçeniz var.
Avrupa Ülkelerinde Yeşil Binalar Çok Yaygın
Fransa ve İngiltere’de yaygın olarak kullanılan yeşil bina dekorasyonları artık ülkemizde de son hızla yayılmaya başladı. Çünkü büyük şehirlerde yaşayan insanların sessiz sakin bir yaşam araması ve huzurlu bir ortam bulabilmek için uzun tatillere çıkmaları bina tasarımı yapan kişilerin dikkatini çekti. Buna çare bulabilmek için yeşil binaları tasarlayan Avrupalı inşaatçılar kısa yoldan tatilin ve cennet görüntüsündeki binaların tasarımlarını yaptı.
Çocuklarının da yeşil çatı alanlarında oynamasını ve dinlenmesini göz önünde bulunduran ebeveynler, bu bahçeler içinde çocuklarına oyun parkı ve büyük oyun alanları açmaya başladı. Bir bahçeyi andıran çatılarda hem yeşilliğin oksijeninden yararlanmak hem de bitki yetiştirmek mümkün.
On Katlı Binada Bahçeli Eviniz Olsun
Çok yüksek bir binada mı oturuyorsunuz, fakat gözünüz her zaman bahçeli evlerde mi? İzmir’deki inşaat projeleri içinde bu isteğinize karşılık bulabileceğiniz bir firma evinizin tam üstüne sizin için çok değer vereceğiniz ve çiçeklerinizi ekerek rahatça koruyabileceğiniz bir bahçe inşa ediyor. İsterseniz bu sistem binanızın dış kaplamasına da konularak dışarıdan bahçe bina görüntüsünde de yapılabiliyor. Oksijene doymak, kendinizi her zaman özlediğiniz tatil köyünüzde hissetmek için binanızın çatısını ve etrafını yeşillendirebilirsiniz.

Sürdürülebilir Proje

Dünya üzerinde giderek teknolojinin geliştiği düşünülürse yakın zamanda uzay çağı yaşamayı bekleyebiliriz. Aynı zamanda yaşantımızdaki birçok isteğe de uzay görüntüsünün dokunmasını ve her şeyin ışık hızıyla gelişmesini isteriz. Teknolojinin insanoğluna vermiş olduğu hizmet çok hızlı ilerlemesiyle birlikte binalarda ve tüm çevre düzenlemelerinde kullanılmakta olan malzemeleri en aza indirdiğinden dolayı kirliliği azaltarak topluma hizmet vermektedir.
Son zamanlarda Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde verilen inşaat hizmetlerinde kullanılmakta olan çevreye zarar vermeyen, kaliteli malzemeler şehirlerdeki bina tasarımlarını çok daha güzel hale getiriyor. Kaliteli bir görüntüye bürünen şehirler, şehrin kalabalığını ve oksijen seviyesinin azlığını yaşayan şehirlilere hissettirmiyor.

Kentleşmede Görüntü Kirliliği Artık Kalkıyor
İzmir’de inşaat tasarımlarında kullanılan birçok farklı inşaat malzemeleri hem inşaatların daha kaliteli bir hale bürünmesini hem de deprem gibi yıkıcı afetlerden binaların korunmasını sağlıyor. Sürdürülebilir projelerin kapsadığı alanlar birçok çeşitte sayılabilir. Bu projeler en fazla yeni şehirleşen bir kısım alanlarda yapılan binalarda kullanılsa da, aslında eski binalara da uygulanabiliyor.
Bu projeler daha önceden sık sık anılmış fakat gündeme getirilerek uygulama yapılmamış olan projeler olarak karşımıza çıkıyor. Hem uzun süre kullanıma uygun hem de insan sağlığını kötü yönde etkilemeyerek hem binalardaki ısı yalıtımını koruyor, hem de birçok günlük işin daha kolay yapılmasını sağlıyor.

Gündemdeki Sürdürülebilir Bina Projeleri
İzmir’deki inşaat projeleri kapsamında birçok farklı hizmetle inşaatçılar karşımıza çıkıyor. Aslında hayal gibi görünse de artık uygulamaya geçirilerek bir ok bina projesinde kullanılıyor. Bu projeler üç boyutlu sistemlerle çizilerek kullanıcılarına sunuluyor. Peki sürdürülebilir özellikte olan ve ilgi alanı haline gelen bina projeleri nelerdir?

• Yağmur suyu yönetimi
• Güneş enerjisi kullanımı
• Yeşillendirilmiş bina tasarımları
• Yeşillendirilmiş çatı tasarımları
• Enerji tasarrufu sağlayan akıllı pencereler
• Kırılmayan camlar
• Harekete bağlı çalışan cam ve kapılar

Olarak sayılabilir. Son zamanlarda bu projelere o kadar çok eklenmeye başlandı ki, neredeyse artık hiç çöp atmaya gitmeden yaşamak, elektrik kesintilerini tamamen ortadan kaldırmak ve şehirlerde yaylalarda bulunan temiz hava oksijenle yaşamak mümkün hale geldi.

Here is a collection of places you can buy bitcoin online right now.

Güzellbahçe’de Konut Avantajları

Gerçekleştirdiği her konut projesini, mevkiinin özelliklerine göre şekillendiren Yunusoğlu İnşaat İzmir’in en gözde semtlerinden Güzelbahçe’de, yeni projesi ile seçkin bir yaşamın temellerini atıyor…

‘’Modern mimari yapısı ve yüksek standartları ile hayata değer katan proje; Güzelbahçe’de yaşam buluyor…’’

Temiz hava, deniz manzarası ile birleşen eşsiz bir doğa ve stresten uzak sakin bir yaşam alanının hayalini kuruyorsanız;

Bugünkü yazımızın konusu; Güzelbahçe’de yaşamın avantajları.

Günümüzde hızla artan yüksek binalar, çarpık kentleşme, yoğun iş temposu, hava kirliliği ile beraberinde getirilen stres faktörleri şehir içerisinde sakin ve doğal yaşamın bulunduğu merkezi lokasyonlara tercihi başlatmıştır.

Güzelbahçe gibi doğa ve tarihin bir arada bulunduğu noktalarda; konut projeleri bugünün istek ve beklentilerine göre kurgulanmaktadır.

Konut sahibi olmanın daha iyi bir geleceğe yatırım yapmak yada sevdiklerimizle uzun yıllar paylaşacağımız bir yaşam alanı olmanın ötesinde; doğru yerde doğru birikimleri değerlendirmenin en iyi yolu olduğunu düşünüyoruz.

Ve bu düşüncelerden yola çıkarak mavi ile yeşilin bir arada buluştuğu doğa ile iç içe yapısı, sahil şeridine uzanan kıyısı ve şehrin gürültüsünden uzakta merkeze yakın lokasyonu ile doğal yaşamı birleştirerek Güzelbahçe ‘de keyifli ve ayrıcalıklı bir yaşam fırsatı sunuyoruz.

Eski adı Kilizman olan, yarım ada ve ana karanın birleşimini sağlayan Güzelbahçe; doğusunda Narlıdere, batısında Urla şeridinin bulunduğu, konumu ve yapısı ile gelişmeye hızlı bir şekilde devam etmekte olan ilçe; nefes alabileceğiniz bir alan…

İzmir ve Çeşme otoyolu bağlantısı üzerinde bulunan ilçe, ticari hareketlilik açısından avantajlı konuma sahip olmakta birlikte her yıl düzenlenen çeşitli sosyal aktivite ve etkinliklerle yaşamı; kültür ve sanatla buluşturmaktadır.

Ünlü taş ustalarının maharetlerinin sergilendiği kıyı boyu sıralanan taş evler zamana ve tarihe tanıklık etmekte, günlük yaşantının verdiği sadelik kadar doğal olan leziz restoranları ilçesinin her köşesinden sağlık ve lezzet fışkıran dokuya sahip olmasını sağlamaktadır.

Liman boyu uzanan çeşitli ve taze deniz ürünlerinden oluşan balık pazarları bölge sakinleri ve turistler bakımından yoğun ilgi çekmekte, düzenlenen Denizcilik Şenlikleri, Dağcılık-Bisiklet Festivalleri ve Liman etkinlikleri ilçeyi hareketli kılan özelliğidir.

Kıyı şeridini süsleyen yemyeşil bitki örtüsüyle tepelerden yükselen Kızıldağ Ormanı ve dört mevsimin huzur bulduğu İskelesi, sahil şeridi ve plajları bakımından turizm potansiyelinin önemli mevkilerindendir.

Düzenlemesi yapılan plaj ve yürüyüş alanları, İzmir semtlerine, Urla, Çeşme ve Seferihisar gibi tatil beldelerine yakın lokasyona sahip olması, dağ ile denizin birleştiği ender yerleşim alanı Güzelbahçe konut seçimi bakımından gerçek bir ilgi odağı oluşturur…

Güzelbahçe projelerimizden sizin için en uygun konutları değerlendirerek; doğal sağlıklı ve huzurlu bir geleceğin adımını atabilirsiniz…

Çocuklara Tasarlanmış Yaşam Alanları

23 Nisan yaklaşırken, çocuklarla ilgili bir yazı yazmamız gerektiğine karar verdik.

İnşaat sektöründe, çocukları düşünmeden adım atamazsınız. Atmamalısınız. Hatta bir proje geliştirirken, önce çocukları göz önüne almak o projeye uzun bir gelecek biçmektir.

Yunusoğlu olarak ARMA Gaziemir projesinde de böyle bir rota çizdik. Gerçekten, çocuklar ne ister?

Biz ebeveynlerin çocuklarımızdan istediklerimizden öte, bir çocuk yaşam alanından ne bekler?

Geçmişin yaşayış tarzı artık bizimle değil. Sokaklarda dilediğince oynayan çocukların yerini, evde bilgisayar oyunları oynayan çocukların aldığını görüyoruz. Bunun için çocukları suçluyoruz.

Geçmişte yaşadığımız evin hemen arkasında mutlaka bir boş arsa olurdu. Orada kız-erkek beraber oyunlar oynardık. Yaz akşamlarında akşam ezanı okunduktan çok sonra eve girerdik. Yunusoğlu olarak her projede bu yaşayıştan ilham aldık. Çocukluğun bu enerjisine saygı duyduk.

ARMA Gaziemir’de evinizin önü, o herkesin oynadığı “boş arsa” oluyor. Çocukların dışarıya güvenli bir şekilde çıkabilmesi ve trafikten uzak şekilde oyunlar oynayabilmesi için ARMA Gaziemir koca bir yaşam alanı sunuyor.

Oksijenin bol olduğu, şehirden uzakta da olmayan yeşil bir yaşam alanı sizi ARMA’da bekliyor. Geçmişin heyecan dolu çocukluğu ARMA’da çocuklarınızla buluşuyor.

Devamı da var. Mini Club ve kreşle hem size hem çocuğunuza yaşam alanı açılacak. Sağlıklı bir gelişim ve sağlıklı bir çocukluk için aile dışı profesyonel eğitim çok önemli.

Diğer sosyal aktiviteler ile sosyal donatı alanları pek çok farklı etkinliği çocukların önüne seriyor. Açık ve kapalı yüzme havuzları, çocuklar için sağlıklı bir alternatif. Sinema, fitness, hobi alanları…

Başta da belirttiğimiz gibi… Bir projenin uzun ömürlü olmasını istiyorsanız, çocuklara göre tasarlamanız gerekiyor. Güvenliğinden, oyun alanlarına, spor için imkânlardan, eğitim aktivitelerine dek… Yaşam alanları çocuklarla bütündür. Yaşam alanı doğru kurgulanmış bir çocuk eve kapanmayı tercih etmeyecektir.

Sokaklara değil, yeşilliklere ve oyun alanlarına açılan bir dünya, sağlıklı bir çocukluğun temelidir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geleceğin sağlıklı gençlerini önemsiyoruz.

Yunusoğlu olarak, sadece ARMA Gaziemir’i değil, geçmiş/gelecek tüm projelerimizi çocukları unutmadan tasarlamış olmaktan gurur duyuyoruz.

Ev alırken incelememiz gereken ilk şeyi evin büyüklüğü ya da görünüşü veya projeye uygunluğu olduğunu düşünüyoruz. Oysa bundan çok daha ötesi var. Örneğin seçtiğimiz konutu diğerlerinden avantajlı yapanın ne olduğu sorusu önemli, ancak daha önemli sorular var. Kendi kişisel hayatımıza yönelik sorular. Yaşam şeklinize uygunluğu, beklentilerin ne kadarını karşıladığı, sağlık durumunuz, alışkanlıklarınız vb…

Konutu aldığınız çevreyi iyi araştırmanız gerekir. Muhitin beklenti ve alışkanlıkları sizin yaşam şeklinize ne kadar uygun? Sadece kendinizi değil, ailenizi ve yakın çevrenizi de hesaba katarak bölgenin sizin beklentilerinizi ne kadar karşıladığını sorun.

Konut projesinin bulunduğu nokta ve çevresindeki diğer yapılar da seçimde çok önemli. Kendi konutunuzun tipinin ve ebatının size uygun olup olmadığına da dikkat etmelisiniz. 5 kişilik bir ailenin yaşamı ile tek kişinin yaşamı arasında fark var. Dahası, mesela Amerikan tipi mutfak bazıları için daha pratikken, bazıları için uygun değildir.

Evin şehrin hangi noktasında olduğu da önemli bir ayrıntı. Hatta aslında belki de ilk ölçütlerinizden biri olmalı. Şehrin koşturmacasını seven, buna alışkın biriyseniz şehrin ortasında, ancak daha sakin bir muhit arayan biriyseniz şehre yakın ancak şehre ulaşımı zor olmayan bir lokasyon seçmelisiniz.

Seçilen dairenin hangi yöne baktığı, manzarası, güneşlilik durumu, hangi katta olduğu, park imkânları, muhitte ne kadar gürültü olduğu diğer belirleyici faktörlerden.

Binanın işleyişini öğrenmek de gelecekte yaşanacak kötü durumları önleyecektir. Evde elektrik, su, doğal gaz sorunu var mı yok mu bunlar iyice araştırılmalı.

Tüm bunların ötesinde yapımcı firmaya dikkat etmeli. Daha önce sorunsuz konut projelerine imza atmış bir firmada sorun yaşama ihtimaliniz daha azdır. Güvenirlik bu açıdan kolay araştırılabilir bir detay. Günümüzde internet yoluyla pek çok bilgiye ulaşabiliyoruz. Şirketin müşteri memnuniyetine verdiği önem araştırılmalı.

Araştırmanızın derinleşmesi konut alırken önemli. Konut eğer kullanılmış ise neden satılmak istendiği sorgulanmalı. Resmi evraklar incelenmeli, sözleşmeler dikkatlice okunmalı, konutun değeri belirlenmeli, alışveriş merkezlerine yakınlığı göz önüne alınmalı. Bölgenin gelişimi izlenmeli. Çevredeki satış ve kira değerlerine bakılmalı. Ana ulaşım hatlarına yakınlığı ve uzaklığı tartışmalı. Özetle ekonomik değeri iyi irdelenmeli.

Sonuç olarak konut bir yatırımdır ve bu büyük yatırımın ardında sizi kârlı çıkaracak maddeler bulunmalıdır.

Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü. Dünya Kadınlar Günü’nde çiçeklerden ve kadınların narinliğinden bahsetmeyi seviyoruz, fakat belki de artık güçlü kadınları anlatmanın zamanı gelmiştir.

Tanıştıralım. Fotoğraftaki Sabiha Gürayman. 1910 Makedonya doğumlu, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun, Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi.

Bir arkadaşının teşvikiyle, matematiğe merak salan Sabiha İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yani Yüksek Mühendis Mektebi’ne gitmeye kafasını koymuştu. Üstelik o yıl, üniversite son kez ortaokul öğrencilerini kabul ediyordu.

1933 yılında, nihayet Sabiha Hanım inşaat mühendisi olarak üniversiteden mezun oldu.

Gerçekten bu dönem kadınlar mühendislik dalını seçme konusunda cesurlardı. Cumhuriyet tarihinin ilklerini art arda yaşatan bu kadın mühendisleri, emellerine giden yolda teşvik eden şey genç cumhuriyetti.

Sabiha Hanım, Ankara Beypazarı yolundaki Kız Köprüsü diye bilinen kemer köprünün yapımında çalıştı. Erkek yoğunluklu bir işte kadın olmanın dezavantajlarını, direnerek kendi lehine çeviren Sabiha Hanım şantiye ve işçilerle son derece uyumluydu. Yöre halkı ile iyi geçiniyordu ve kendini kabul ettirmişti. Pek çok çeşitli resmi binanın mimari ve statik projelerini yaparak, pek çok başka projeleri yönetti.

1945 yılında Atatürk’ün vefatından sonra Anıtkabir inşaat mühendisliği görevine atandı. Bu göreve 35 yaşında gelmişti. Atatürk, kadınların mühendislik görevlerine gelmelerini teşvik ediyordu çünkü bugün bile biliyoruz ki mühendislik erkeklerin baskın olduğu bir meslek alanı. Böylesi katı önyargıların bulunduğu bir meslek dalına henüz cumhuriyet gençken adım atmak büyük bir cesaretti. Aslında bugün bile bakarsak bir cesaret değil mi?

Mühendis olmaya karar veren kadınlara pek çok başka meslek dalı önerilir. Daha az sınav puanı ile daha iyi yerlere girebileceği söylenir.

Yunusoğlu olarak biliyoruz ki bir yaşam alanı kurgulamak bu dünyadaki en güzel şeylerden biri. Bir resim yapmaktan ya da bir şiir yazmaktan öte insanların anılarında var olma şansınız mühendislik.

Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü. Kadınlara çiçek vermek de güzel ve incelikli bir düşünce…

Ancak biz bütün kadınları kendileri olmaya cesaret ettikleri şekliyle görmek istiyoruz. Sabiha Gürayman gibi…

Doğa İle Uyumlu Binalar

ARMA Gaziemir projesi başladığı andan bu yana, gördüğümüz ilgi bizi çok mutlu etti. Çok ilgi görmek sorumluluk da getiriyor. Söylediğiniz, yaptığınız her şeyde bir sorumluluk düşüncesi doğuyor.

Bu yazının konusu bu yüzden “binaların doğa ile uyumu.”

Yunusoğlu olarak bir projeye başlarken kafamızda hemen belirli sorular ve sorunlar beliriverir. Arsanın zemini nasıl, şehrimizdeki konumu ve hatta zeminin “tarihi”. Son örnek olarak ARMA Gaziemir de böyle başladı, Dalyan Prestige ve diğer tüm Yunusoğlu yapıları da…

Deprem, sel ya da fırtına öldürmez, bina öldürür. Bunu biliyoruz da, binalar neden yıkılır peki? Doğayla uyumlu yaşam, sadece yeşili sevmekle mi başlıyor? Hayır. Bir bina hem toprağını, hem ağacını, hem de konumunun iklimini “sevebilmeli”.

Aynı boyutta, aynı malzeme ile yapılmış, aynı zemindeki iki binadan birinin yıkılırken diğerinin yıkılmadığına şahit olabiliriz. Buradaki kilit kelime “mühendislik”tir. Amaç, depremin yatay ve dikey hareketlerine karşı binayı uygun şekilde yapılandırmak, bilimin birikimini yaşam alanına aktarabilmektir.

Denize sıfır noktadaki bir bina ile dağlık arazideki bir binanın dinamiğinin farklı olduğunu bilmek ve bu farklılıklara göre hareket etmek, aslında fiziğin kanunlarına boyun eğip, onunla ahenk içinde olabilmektir.

Görüyoruz ki depremin ya da diğer afetlerin etkilerini anladıkça, zemini ve malzemeleri tanıdıkça, yeni teknolojileri takip ettikçe afetlerle barışmayı öğreneceğiz. Afetlerle barışmak, onları anlamaktan ve onların kurallarına göre oynamaktan geçiyor. Afetlerin etkilerini “engellemek” değil ona “ayak uydurmak” mühendisliğin asıl felsefesi.

Ülkemiz özeline gelirsek… Deprem, ülkemizde en sık görülen afetlerden. Bu yüzden yapı mühendisliği dendiğinde aklımıza gelen ilk şey deprem ve sonuçları oluyor. Aslında günümüz dünyasında, yaşadığımız pek çok deprem deneyimi ile beraber, bina ve yer hareketleri arasındaki ilişkiyi iyi anlamaya başladık. Bunun en ilginç örneklerinden biri 1985 Meksika Depremi deneyimi. Orta uzunluktaki binalar yıkılırken daha az katlılar ayakta kaldı. Asıl ilginç olansa uzun binalar da ayakta kalmıştı. Bunun sebebi tamamen daha yüksek binaların o depremde, depremin yarattığı titreşimle uyumlu salınımı olmasıydı. Bu ve buna benzer acı deneyimlerle aslında ayakta kalan binanın “sağlam” binalar değil “akıllı” binalar olduğunu öğrendik. Tabii elbette bugün önemli olan bunu ne kadar uygulayabildiğimiz.

Afetlere karşı hazırlıklı olma ve zararı en aza indirme yolunda inşaat firmalarına ve mühendislere büyük görev düşmekte. Büyük ölçekte şehirleşmeyi ve küçük ölçekte yapıları düşünerek bir yaşam alanı yaratmak hepimizin görevi.

Geleceğimizin mutlu ve huzurlu olması adına…

Gaziemir’in Dokusu ve ARMA Gaziemir

Aslında İzmir’in her köşesi mutluluğa açılan bir kapı. Bazı köşeleriyse dönem dönem daha fazla değer kazanıyor. Geleceği önceden kestirerek yatırım yapabilmek önemli. Gaziemir, İzmir’in yeni gözdesi olmaya aday bir lokasyon. Bölgenin doğası, şehrin diğer noktalarına açılan ulaşım kanallarına yakınlığı Arma Gaziemir’i özel kılan şey oldu. 45 yılı aşkın tecrübemizi ve dinamik kadromuzu, hevesimizi ARMA’ya verdik ve ARMA sadece bizim değil şimdiden şehrin de ARMA’sı oldu.

Peki, Gaziemir’in tarihini İzmirliler olarak ne kadar biliyoruz? Aslında 15. Yüzyılda ilk defa köy statüsüne yükselen Gaziemir, işgal yıllarında tamamen yıkılmıştır. Yüzlerce yıllık bu yerleşim yerinin yıkılışından sonra merkezinin Cumaovası’na taşınması planlanmışsa da mübadele ile göçmen akınıyla yeniden yerleşim yeri olma özelliği kazanmıştır. 1926 yılından sonra hızlı bir şekilde modern yapılar imar edilmiş ve bugünkü çehresine kavuşmuştur.

Bu açılardan Gaziemir, yıkılmış bir kentin Batılı anlamda ayaklanışıdır. Her ne kadar sokaklarında yeni binalarla en fazla karşılaştığınız bölge olsa da, aslında bu durum, tarihsel bir hikâyeyi anlatır.

ARMA Gaziemir de bu tarihsel hikâyenin bir parçası. Gaziemir’e değer katan bir dokuda, doğasına ve dokusuna saygılı, şehrin içinde, sorunların dışında ARMA, Yunus Yunusoğlu imzasıyla yükseliyor.

Yüzlerce yıllık bir yerleşim yerinde, gelecek kuşaklara taşınacak bir yaşam alanı olmayı bir borç bilerek, yani bir geçmiş yaratarak yükseliyor.

Adnan Menderes Havalimanı ve İzmir Fuar Kompleksi ile İzmir’in dışarıya açılan yüzü Gaziemir, doğası ile şehrin koşturmacasından uzak ve şehrin içinde bir sığınak. Gaziemir tarihinde de yapılaşmanın doğayla uyumlu olarak devam ettiği söylenebilir. Yeniden yıkılıp yeniden yapılan yerleşim noktalarında göremediğimiz bir yeşil alan yüzdesine sahip. İzmir Kalkınma Ajansı’nın aktardığı verilere göre Gaziemir’in %60’ı ormanlık arazi ve bu ormanlık arazinin de turizm değeri var. Yürüyüş alanlarından, piknik alanlarına, dağcılık aktivitelerine kadar pek çok etkinlikle beraber anılıyor.

İzmir Gaziemir’de yaşamak bu yüzden sorunların “dışında”, İzmir’in “içinde” yaşamaktır. Şehrin en gözde alış veriş merkezlerine ve doğaya bir adım yakın olmaktır. Mutluluğa açılan bu pencerede siz de yerinizi alın.