Yunusoğlu İnşaat Adresizm Röportajı

"Ege-Koop kendini Resmi Kurum Gibi Lanse Ediyor’’ ‘’Toki benim kanaatimce tam amacına ulaşamamıştır."

‘’Ben olsam kentsel dönüşüme Konak Meydanında Belediye Binasını yıkmakla başlardım. ’’Siyasette ise ne hükümete ne de muhalefete yakınım diyen, siyasi yaşamında aykırı sözleriyle dikkat çeken Yunus Yunusoğlu’nu yakından tanımak istedik.

Röportaj: Aygül KARAHAN

  • 1979 yılından önceki YunusYUNUSOĞLU’nu anlatır mısınız?

1974 yılında üniversite hayatım başladı. Gece üniversite eğitimi alırken, gündüz inşaat işinde çalışıyordum. Kendi işime 1974 yılında ortak olarak başladım. O zamanlar teknoloji bu kadar gelişmemişti. Sektör insanların beden gücüne dayalıydı. Piyasa da Almancı sirkülasyonu vardı. Yatırım olsun diye temelden daire satın alırlardı.

  • Sektörde gördüğünüz sıkıntılar nelerdir?

Sektörün şu anda en önemli sıkıntısı arsa üretilememesidir. Bu konuda kendilerine büyük sorumluluklar düşen yerel yönetimler, bu açığı gideremedi. Şöyle bir laf vardır. ‘’Her kent batıya doğru büyür. ’’Ne yazık ki biz bunu başaramadık. Bir tek rahmetli Özal döneminde bir otoyol yapıldı. Bu otoyol  Şehrin batısına ciddi hareketlilik getirdi. Çeşme, Urla, Seferihisar o günden bu güne büyük gelişme gösterdi.

  • Kentsel dönüşüm hakkında düşünceleriniz nelerdir? İzmir bunda başarılı olacak mı?

Kentsel dönüşüm ortaya atılmadan önce biz bunları anlattık.3-4 katlı binalar yapmak yerine, zemin etütleri yapılsın zemin de uygunsa yolları, yeşil alanları düzenlenmiş yüksek binalar yapalım diyorduk. Bu şekilde hem çevre düzenini sağlamayı hem de yeni bir yapılaşmayı sağlamış olurduk. Şimdi bütün bunlar deprem korkusuyla tekrar gündeme geldi. İzmir’de deprem kuşağında. Şimdi yapalım deniyor, katkı da sağlar ama sadece yıkıp yapalım zihniyetiyle bu iş olmaz. Önce bir planlama yapılmalı, bu şekilde nerenin iş yerleri olacağı, nerenin çok katlı bina olacağı belirlenmeli… Kent yenileme denince, Gökçek’in Hava alanı yolunda yaptığı gibi gecekonduların yıkılıp yerine yeni binaların yapılması sanılıyor. Bunun asıl sorumlusu yerel yönetimler ve şu an ki iktidardır. Kentsel dönüşüm sürecinde dikkat edilmesi gereken diğer bir konuda; kent yenilenmeye başlandığında bu sürece sadece Karabağlar ve Gürçeşme’yi değil. Eski yapıların bulunduğu ve olası bir depremde büyük felaketlerin yaşanabileceği Mithatpaşa gibi yerlerinde dahil edilmesi gerekir.

  • ‘’TOKİ BENİM KANAATİMCE TAM AMACINA ULAŞAMAMIŞTIR’’
  • İzmir’de bir Ege-koop gerçeği var, bir de Toki tabii. Bunların İzmir’e kazandırdıkları eksiler ve artılar nelerdir. Ege-koop bir kooperatif olmasına rağmen kendini resmi bir kuruluş gibi lanse ediyor. Toki de inşaat sektörüne hareket getirmek amacıyla rahmetli Özal döneminde başlayan bir inşaat hamlesidir. Bunların sektöre olumlu yönde katkıları olduğu gibi zarar verdikleri dönemlerde olmuştur. Eğer işe bina yapmak olarak bakarsanız, gider dere kenarına bina yaparsınız. Toki bence tam amacına ulaşamamıştır. Ege-koop’de üye olup bu evlere ev yapma mantığında çalışmaktadır. Ben özel teşebbüsün bunlardan çok daha yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü özel sektörde rekabet ve rekabetin getirdiği kalite vardır.
  • 2B arazileriyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Bu konu çok tartışıldı, hatta siyasi malzeme haline getirildi. Ama bence bazı yararlı yönlerinin de olduğunu söylemeliyim. Şu ana kadar atıl durumda olan imar dışı olan yerlere işlev kazandırılması çok güzel bir olay. Ancak şunu ifade etmeliyim ki, bu arazilerde öncelik arsa sahiplerine tanınmalıdır. Gerekirse arsa sahipleri büyük yatırımcılarla ortak olmalıdır. Hakkaniyetli olan da budur.

  • Bize İzmir’de belediyecilik anlayışını ve bunun sektöre etkilerini anlatır mısınız?

Yerel müteahhitler bölgedeki tüccarla, işverenle, müteahhitle temas halinde olmalı. Onların tecrübelerinden fikirlerinden istifade etmeli. Ama ne yazık ki; şu anda İzmir’de yerel yöneticiler büyük çekişme içindeler. Sanki bir kısmı şehri yapmaya çalışırken, bir kısmı bozmaya çalışıyor. Örneğin; EXPO için destek isteniyor. Ama önce ortak akıl ürünü olan otoyolların meydanların yapılması gerekir. Şimdi Konak meydanına meydan demek mümkün mü? Deniz kıyısına ev yaparak meydan oluşturamazsınız.

  • Siz İzmir’de yetki sahibi olsaydınız İzmir için ne yapardınız?

Ben olsam; İzmir’in içini restorasyonlar ve kent yenilemeleriyle güzelleştirdim. Fakat asıl amacım şehrin dışında 200 bin ve 400 binlik nüfuslu şehirler kurmak olurdu. Bunları metrolarla, otoyollarla besleyerek bir uydu kent haline getirirdim. Ayrıca kentsel dönüşüm sürecine de Konak Meydanı’nda bulunan yapıları ve Belediye Binasını yıkmakla başlar ve halka dönüp kentsel dönüşüme kendi binamızla başlıyoruz derdim. İzmir’de kentsel dönüşümde İzmirli müteahhitlerden çok İstanbullu müteahhitlerin aktif olacağı hakim.

  • Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İzmir’de kentsel dönüşümde beklenen arsa çoğaltımı sağlanırsa İstanbul’da arsa bulamayan müteahhitler de İzmir’e gelecektir. Bizim buna karşı koyabilmemiz çok zor. Bunun bir başka nedeni de; İzmir’de bürokrasiyle anlaşamayan bazı müteahhitlerin de gözünün İstanbul’da olmasıdır.

‘’NE HÜKÜMETE YAKINIM NE DE MUHALEFETE’’

  • İzmir Müteahhitler Federasyonu’nun kurulmuş olması İzmirli müteahhitlerin birleşmesinde ve haklarının savunulmasında etkili olacak mıdır?

Bütünleşme adına önemli bir adım, sektörün dertlerinin bürokrasiye aktarılmasını sağlayacaktır. Biz de bu arkadaşlara destek vermeliyiz. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki; bunların arasında bu oluşumu kendi siyasi rantları için kullanacak arkadaşlar var. Bunların ayıklanması gerekiyor.

  • Bundan sonraki projenizi anlatır mısınız?

Şimdilerde bir akıllı ev modası var. Benim düşüncemde de kendi suyunu arıtıp, kendi suyunu üreten bir ev var. Bitirince basına tanıtacağım.

  • Yunus YUNUSOĞLU siyasete dönecek mi?

Ben belli bir dönem parti il başkanlığı yaptım. O dönem ‘yetkilerim olsa il ve ilçe başkanlıklarını kaldırırdım’ yönünde bir açıklamam oldu. Bu çok tartışıldı. Çünkü o dönem böyle şeyler söylemek çok zordu. Şu anda da olsa yine çok aykırı şeyler yapardım. Eskiden İl Başkanları TV ekranlarında karşı karşıya gelir tartışırlardı. Şimdilerde böyle bir şey göremiyorum. Gördüğüm kadarıyla bir il başkanı genel merkezden izin almadan televizyona çıkamıyor. Böyle bir şey olamaz. Türkiye’de ya hükümete yakın olacaksın ya da muhalefete ama ben ikisine de uzağım. O yüzden şimdilik siyasete uzağım.

‘’Özlemimde, Karataş’tan Güzelyalı’ya Urla’ya kadar deniz kenarlarında eğlence yerlerinin olduğu insanların işten arta kalan zamanlarda oturabileceği vakit geçirebileceği bir İzmir var.’’

TOP